
Depresyon, kişinin duygu durumunu, düşüncelerini ve yaşam enerjisini etkileyen, süreğen bir mutsuzluk ve isteksizlik haliyle karakterize edilen ruhsal bir durumdur. Günlük yaşamın doğal parçası olan üzüntüden farklı olarak, depresyon genellikle uzun süre devam eder ve bireyin işlevselliğini olumsuz yönde etkiler. Yoğun stres, kayıplar, travmatik yaşantılar, ilişki problemleri, kronik hastalıklar ya da biyolojik yatkınlıklar depresyonun gelişiminde rol oynayabilir.Depresyondaki bireylerde isteksizlik, enerji kaybı, konsantrasyon güçlüğü, umutsuzluk, suçluluk, değersizlik hissi, uyku ve iştah değişiklikleri sık görülür. Kişi, geçmişte keyif aldığı etkinliklerden uzaklaşabilir ve sosyal ilişkilerde geri çekilme eğilimi gösterebilir.
Depresyon terapisinde amaç, kişinin duygusal acısının altında yatan dinamikleri anlamasına, olumsuz düşünce örüntülerini fark etmesine ve yaşamındaki anlam duygusunu yeniden inşa etmesine destek olmaktır. Terapi süreci, bireyin içsel kaynaklarını fark etmesini, duygusal dayanıklılığını artırmasını ve yaşamla yeniden bağ kurmasını hedefler. Uzun vadede, kişi yalnızca depresyon belirtilerinden uzaklaşmakla kalmaz, aynı zamanda kendini, ilişkilerini ve yaşam hedeflerini daha bütüncül bir bakışla ele alabilir.